Yönetmen-reklamcı İlker Canikligil, programında 'order 66' diyor, AK Parti'ye oy veren herkese. AK Parti'ye oy verenlerin 'alt sınıf' olduğunu, eğitimsiz, cahil, iflah olmaz olduğunu anlatmaya çalışıp Star Wars filmindeki 'emir 66'yı uygulama "önerisinde" bulunuyor!
Yanındaki arkadaşının bütün uyarısına rağmen, yanındaki arkadaşının da "önerisini" anlamadığını söyleyip birkaç kez tekrarlayarak, alt sınıf olarak gördüğü AK Parti seçmeninin tümden yok edilmesi, soykırıma uğratılması gerektiğini yumurtluyor!
İlker Canikligil zavallı bir insan...
Liseyi bir Fransız okulunda okuduğu için her şeyin en iyisini kendisinin bildiğini zanneden diğer 'Beyaz Türk'lerden bir tanesi sadece!
İlker Canikliğil yalnız değil ancak. Son günlerde öyle CHP'lilerle karşılaştım ki, İlker Canikligil zavallısı, yanlarında basit kalır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne kayyum atanmadı diye üzülen CHP'lilerle konuştum, tartıştım son günlerde. Kayyum atanmadı diye üzülen, kızan AK Partilileri anlıyorum; beri yandan bir CHP'li, kayyum atanmadı diye üzülüyorsa (ki bir tanesi itiraf etti) kesinlikle, kavga, kutuplaşma, bölünme ve iç savaş istiyordur.
Bu net...
AK Partilileri cahil zanneden, AK Partililerden nefret eden, kutuplaşmadan beslenip iç savaş isteyen; bu, aslında yenilmiş, bitmiş, haksız olanı savunmaktan yorulmuş CHP'liler, (hepsi böyle değil) iç savaş istiyor maalesef!
Biz, AK Partili seçmenlere, AK Parti'ye oy vermiş herkese 'beyni emcüklenmiş geri zekalılar' diyen zavallı kadını benimsediklerinde, sahip çıktıklarında anlamıştık böyle düşündüklerini, ancak işi 'soykırım önerisine' getirebileceklerini beklemiyordum hiç!..
***
Bakın, salı günü bir yazımı okudunuz...
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı, CHP'li Ayşe Ünlüce'nin ne kadar dürüst bir siyasetçi olduğunu yazdığım...
Ekrem İmamoğlu'nu savunanlara, savunmak zorunda kalanlara örnek gösterdiğim, "Tıpkı Ekrem İmamoğlu gibi belediye başkanı olan, hatta ondan daha zeki ve hukuka hakim olduğu için rahatça çalma imkanı varken, asla bu tür iğrençliklere tenezzül etmeyen" Ayşe Ünlüce'yi anlattım...
"Biz gazeteciler anlarız birkaç ayda, Ayşe Ünlüce'nin böyle işlere bulaşmayacağı aşikâr" dedim bir de üstelik, kefil oldum yani bir anlamda. Ve hatta bazı AK Partili dostlarım, "Bir siyasetçiye kefil olmak doğru değil" diye beni eleştirdi üstelik...
AK Partililerin beni, CHP'li Ayşe Ünlüce'ye peşinen, yüksek perdeden "dürüst" dememi eleştirmesini anlıyorum ve bu konuda kendileriyle tartışmıyorum. Beri yandan bu yazımdan, bir CHP'li, Ayşe Ünlüce'nin yanı başındakiler neden rahatsız olur, anlamam, kafamda şekillendirmem, anlamlandırmam mümkün değil!
Ekrem İmamoğlu'nu savunmak zorunda kalmanın ezikliğini mi yaşıyorlar?
Ayşe Ünlüce'yi sadece kendisi gibi düşünen gazetecilerin övmesini, analiz etmesini mi istiyorlar?
Kendilerine güvenmiyorlar da Ayşe Ünlüce'nin yanı başından uzaklaşmak zorunda kalacaklarını mı sanıyorlar?
Yoksa Ayşe Ünlüce'ye mi güvenmiyorlar?
Ya da 'Alt sınıftan bir akp'linin', Ayşe Ünlüce'ye güvenmesinin haddi olmadığını mı düşünüyorlar?
Bilmiyorum, anlayamıyorum...
Amaaaa birkaç saat düşündükten sonra buldum!
İlker Canikligil gibi düşünüyor, İBB'ye kayyum atanmasına bozulan CHP'liler gibi düşünüyor, bir AK Parti seçmeni gazetecinin, Ayşe Ünlüce'ye 'dürüst, çalışkan, güzel insan' demesinin toplumdaki kutuplaşmayı bitirecek etkisi olacağını anlayıp, görüp sinirleniyorlar. Çıkmasını istedikleri iç savaşın, benim gibi insanlar yüzünden çıkmayacağını fark ediyorlar. Kendileri bütün AK Partilileri 'beyni emcüklenmiş geri zekalı' zannederken, biz AK Partililerin kendilerinin tamamından nefret etmediğimizi fark etmeleri, kontrollerini, düşünme sistematiklerini yitirmelerine neden oluyor...
Hiç merak etmesinler!
Ben, bizler, bu ülkede yaşayan birçok kişi, bu ülkede yaşayan birçok kişiyi seviyoruz, anlıyoruz, kabul ediyoruz, saygı duyuyoruz.
Ve unutmasınlar, ne kadar sinirlenirlerse sinirlensinler, CHP'li siyasetçiler içinde dürüst bulduklarımı, başarılı bulduklarımı yazmaya, övmeye devam edeceğim.
Kendilerini övmediğim için kıskanmasınlar!