İsmini, komşularından biri koymuş: Fazıl… Fazilet sahibi anlamına gelen bu isim, onun hayatına yön veren en büyük değerlerden biri olmuş. Prof. Dr. Fazıl Tekin'in hayat okulundan satır aralarına bakacağız bu yazıda.

Fazıl Tekin, geleneklerine bağlı, ciddi ama aynı zamanda mutlu bir aile ortamında büyümüş. Çocukluk yıllarında da eğitim onun için her şeyin önünde gelmiş. "İlkokul benim şansım oldu," diyerek eğitim hayatına ne denli büyük bir önem verdiğini dile getirirdi. 

Ailesi ve çevresi, onun kişiliğinin şekillenmesinde büyük bir rol oynamış diyebilirim. Makedonya göçmenleriyle iç içe bir mahallede büyüyen Tekin, kültürel çeşitliliğin içinde yoğrulmuş adeta. Anneannesi sık sık "Çok imreniyorum doğduğu topraklarda ölen insanlara," diyerek vatan sevgisinin ve aidiyet duygusunun önemini vurgularmış, Fazıl bey de bu cümleyi hiç unutmuyor. 

Çocuk yaşlardan itibaren okumaya büyük bir ilgi duyan Fazıl Tekin, yatılı erkek okulunda eğitim görmüş. Arkadaşları oyun oynarken o kitaplara sarılırmış. Babası ona gazeteden baş makaleyi yüksek sesle okutmayı alışkanlık haline getirmiş. Bu sayede okuma ve anlama yeteneğini geliştirdiğini, eğitim hayatı boyunca kendisine rehberlik edecek bir tutku kazandığını görüyoruz.

Bir tutkusu da sinema izlemekmiş. 1950'li ve 60'lı yıllarda sinema, Eskişehir'in kültürel yaşamında önemli bir yer tutarmış. O yılların sinema kültürünü yakından tanıma fırsatı bulan Tekin, Eskişehir’in hafızasında yer eden sinemaları ve o dönemin sinema alışkanlıklarını anlattı.

Eğitime olan bağlılığı, yurt dışına açılmasına da vesile olmuş. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’nın eski adı olan "Maarif Vekâleti" aracılığıyla, İngiltere ve Amerika’dan öğretmenler getirilirmiş. Bu öğretmenlerin tamamı yabancı ve öğrenciler, hazırlık sınıfında yoğun bir dil eğitimi alarak derslere başlıyormuş. Tekin de bu sistemin içinde yetişerek, güçlü bir eğitim temelini burada oluşturmuş.

Akademik kariyerinde hızla yükselen Fazıl Tekin, çeşitli idari görevlerin ardından Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde (ESOGÜ) rektör olarak görev yaptı. Onun için rektörlük, yalnızca bir unvan değil, gerçekleştirmek istediği projeleri hayata geçirme fırsatı olmuş adeta.

Akademik çalışmaları sadece Türkiye ile sınırlı kalmadı. Almanya ile kurulan ilişkiler doğrultusunda, Sinema Televizyon Enstitüsü’nün (STV) akademi bünyesinde kurulmasına öncülük etti. Bu proje, uluslararası iş birlikleri ile gelişti ve Türk temsilcisi olarak kendisi görevlendirildi. Japonya’ya giderek konunun detaylarını araştırdı ve sinema-televizyon eğitiminin Türkiye’de gelişmesi için önemli çalışmalar yürüttü. 

Eğitim, kültür ve akademik gelişim konularında hayatı boyunca öncü bir rol üstlenen Prof. Dr. Fazıl Tekin, sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda bir eğitim ve kültür adamı olarak hafızalarda yer etti. Çocukluk yıllarından itibaren taşıdığı öğrenme ve öğretme aşkı, onu Türkiye'nin önemli akademik figürlerinden biri haline getirdi.