Eğitim sisteminin yetersizlikleri, iş dünyasının değişen talepleri ve kişisel hedefler arasında yaşanan uyumsuzluklar mı bu durumu tetikliyor? Gelin, kimsenin kendi mesleğini yapmadığı bir dünyaya nasıl geldiğimizi inceleyelim.

Eğitim ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum

Eğitim sistemi, genellikle belirli bir alanda uzmanlaşmayı teşvik eder. Öğrenciler, ilgi duydukları ya da “geleceği parlak” görünen bir mesleği seçip bu alanda eğitim alırlar. Ancak mezun olduktan sonra gerçek dünya, onların karşısına farklı bir tablo çıkarır. Özellikle iş piyasasındaki hızlı değişimler, bazı alanların hızlıca değer kaybetmesine ya da yeni alanların doğmasına neden olur. Birçok kişi, okuduğu bölümü mezun olduktan sonra iş bulamadığı için ya da hiç beklemediği şartlarla karşılaştığı için başka sektörlere yönelmek zorunda kalır.

Mesela, yıllarını mühendislik okumaya ve bu alanda uzmanlaşmaya harcayan biri, çalışma hayatına adım attığında beklediği iş koşullarını bulamıyor. Birçok mühendis, düşük maaşlarla ya da ilgisiz sektörlerde, belki de tamamen başka bir alanda çalışmak zorunda kalıyor. Bu da mezuniyet sonrası iş güvencesi ve memnuniyeti arayışındaki büyük bir boşluğu gözler önüne seriyor.

İş Piyasasında Değişen Dinamikler

Bugün, birçok kişinin kendi eğitimini aldığı alanda çalışamamasının temel sebeplerinden biri de iş piyasasında yaşanan dönüşümdür. Dijitalleşme, otomasyon ve yapay zeka, geleneksel mesleklerin yerini yavaşça yeni mesleklerle almaktadır. Örneğin, bir işletme yöneticisi ya da finans analisti, artık tamamen dijital platformlarda çalışabilmektedir. Bu dönüşüm, bazı mesleklerin bir anda "değer kaybetmesine" ve çalışanların büyük bir kısmının kendilerine başka iş alanları aramasına yol açmıştır.

Özellikle yaratıcı endüstrilerde çalışan pek çok kişi, teknolojinin iş gücüne etkisini bir fırsat olarak görüp kendi işlerini yaratma yoluna gitmektedir. Ancak bu, herkese uygun bir çözüm olmayabilir. Geleneksel sektördeki mesleklerde çalışan birçok kişi, bu değişimlere ayak uydurmakta zorlanıyor ve eski işlerini kaybediyor. Bunu da “kendi mesleğini yapamamak” olarak tanımlayabiliriz.

Ekonomik Zorluklar ve Geleceğe Duyulan Korku

Bir diğer önemli faktör de ekonomik gerçekliklerdir. İşsizlik oranlarının artması ve yaşam maliyetlerinin yükselmesi, insanları daha fazla iş alanına yönelmeye zorlamaktadır. “Kendi mesleğini yapmak” belki de ekonomik açıdan riskli bir seçim olabilir, çünkü insanlar, daha fazla iş fırsatı sunduğunu düşündükleri sektörlere yönelmek durumunda kalıyorlar.

Örneğin, genç bir birey, bir zamanlar parlayan bir meslek olan gazeteciliği seçmek yerine, yüksek maaşlar sunan dijital pazarlama veya yazılım geliştirme gibi alanlara yönelmeyi tercih edebiliyor. Ancak, bu işlerde çalışan kişilerin büyük bir kısmı da aslında başkalarına hizmet etmeyi ve yaratıcı düşüncelerini başka sektörler için kullanmayı tercih ediyor. Yani kendi mesleğini yapmayan bir toplumda, herkesin bir tür “başka meslek” seçmiş olması, toplumdaki ekonomik ve sosyal yapıları da etkiliyor.

Toplumun ve Ailenin Etkisi: ‘Gerçek Meslek’ Nedir?

Bir diğer önemli faktör, toplumsal baskılar ve ailelerin çocuklarına yüklediği beklentilerdir. Aileler, çocuklarının “başarılı” mesleklerde çalışmasını istediklerinden, genellikle belirli meslek gruplarını daha değerli olarak görürler. Doktorluk, mühendislik, hukuk gibi geleneksel meslekler, uzun yıllar boyunca “gerçek meslekler” olarak kabul edilmiştir. Bu durum, gençlerin kendi ilgi alanları doğrultusunda meslek seçmelerinin önüne geçebilir. Yani aslında bireylerin "kendi mesleklerini yapmamaları" bazen toplumsal bir zorunluluk haline gelir.

Bu durum, özellikle yaratıcı mesleklerde çalışan gençlerin kendilerini “gerçek bir iş yapmıyor” gibi hissetmelerine yol açabilir. Bir grafik tasarımcı ya da içerik üreticisi, bazen toplumun gözünde daha az değerli bir iş yapıyor gibi algılanabilir. Ancak, teknoloji ve dijitalleşmeyle birlikte bu meslekler, modern dünyada daha fazla önem kazanmış ve bazen geleneksel mesleklerden daha fazla kazanç sağlamaktadır.

Sonuç: Kendi Mesleğini Yapmamanın Arkasında Yatan Sebepler

Özetle, insanların kendi mesleklerini yapmıyor olmalarının ardında, eğitim sistemindeki eksiklikler, iş dünyasında yaşanan büyük değişimler, ekonomik zorluklar ve toplumsal beklentiler gibi pek çok etken bulunmaktadır. Kendi mesleğini yapmak, artık sadece kişisel bir seçim olmaktan çıkıp, bazen bir zorunluluk haline gelmiştir. Ancak bu durum, bireylerin kariyer tatminini ve kişisel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilir. İş dünyasındaki bu dönüşümün, sadece ekonomik kazanç değil, bireysel tatmin ve mutluluk üzerinde de önemli bir etkisi olduğunu unutmamak gerekir.

Muhabir: Samed Akyol