Kıymetli dostlar. Yine bir yolculuk hazırlığındayız. Tarihin sayfalarında bir yolculuğa çıkacağız birlikte. Oldukça heyecanlı bir yolculuk olacak diye düşünüyorum. Manevi anlamda da çok şey katacak eminim hepimize. Uluların beldesine, Uludere’ ye gidiyoruz efendim.
Sultan Alparslan’ın askerlerinin, Edebalı’nın, Bala Hatun’ un, Mihalgazi’nin, Dursun Fakih’ in, Ertuğrul Bey Gazi’nin ayak izlerine erişmek için Osman Bey’ in rüyasına katılmak için.
Hazırsak düşelim yollara birlikte. Şehir merkezine yaklaşık 30 km uzaklıkta Uludere’ ye doğru.
Madem bir süre yol gideceğiz, sohbet edelim varacağımız yere kadar…
Şöyle buyurmuş Edebali Hz. ‘’ Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini şaşırmayasın.’’
Eskişehir; Osmanlı tarihi açısından çok önemli bir lokasyon. Kültürel miraslarımızın tarih sayfalarından adeta bir çağlayan gibi süzülüp aktığı bir şehir. Eskişehir…
Tarihi camilerin minareleri adeta bir işaret parmağı gibi yükselir göğe Eskişehir’ de. Külliyeleri binlerce yıllık Türk Medeniyetini en ihtişamlı haliyle alır içine, Markad-ı Şeriflerinde yatan ulular adeta bir huzur pınarıdır. Bir toprağın vatan oluşunun, vatanın zaman içinde kurtuluşunun asaleti tezahür eder Eskişehir topraklarında. Emeğin, çilenin, sabrın, gücün, birliğin beraberliğin, kardeşliğin, paylaşmanın, hayallerin adıdır Eskişehir toprakları.
Bu değerlerin tamamı atalarımızdan mirastır bizlere, Eskişehirlilere. Selçuklu’ nun nizamı, Osmanlı’nın intizamı, Cumhuriyetin vefası daima Eskişehir'in üzerindedir.
Artık Uludere topraklarındayız. Adaptandır. Öncelikle bölgenin en ulusu kimse ziyaret oradan başlamalıdır. O vakit buyrun Şeyh Süleyman Hz.markad- ı şerifine girip ziyaret edelim hazreti.
Şeyh Süleyman hz. Edebali hz. nin şeyhidir. 13. yüzyılda Türkistan’ dan gelmiş, Anadolu Selçuklu Sultanı Sultan Alaaddin Keykubat tarafından yapılan cami ve zaviye kendisine teslim edilmiştir. İrşad vazifesi ile halka uzun yıllar örnek olmuş bir insandır. Şeyh Süleyman Hazretleri bir Ahi Şeyhidir. Devletin kuruluş felsefesinde çok büyük katkıları olan Şeyh Edebali hz nin de şeyhidir. Osmanlı Padişahlarından Sultan Mahmud’ un gönderdiği beratların örnekleri hazretin türbesinde bulunmakta.
Türbenin bahçe duvarlarında geçmiş medeniyetlerden Frigler, Roma, Bizans zamanına ait taşlar var.
Edebali hazretleri Şeyh Süleyman hz nin talebelerindendir. Rivayetle; Karaman ilinden 1281 yılında Eskişehir'e gelmiş Kelbburnu Karyesine yani Uludere’ye yerleşmiştir. Şeyh efendiye intisab ederek dergahında uzun yıllar müridlik yapmıştır. Sonrasında kendisine verilen görevle irşad vazifesini yerine getirmiştir. İlk dergahı Uludere’ dedir. Dergahı Yunan istilasında zarar görmesin diye köylüler tarafından çamaşırhane olarak kullanılmıştır.
Edebali hz aynı zamanda Osman Bey Gazi'nin kayınpederi malumunuz. Bala Hatun bu köyden gelin çıkmıştır. Osman Bey Gazi ile toyu bu köyde yapılmıştır. Şu an üzerinde dolaştığımız bu topraklarda kimler yaşamış. Ne muhteşem.
Edebali Hazretleri Osman Bey Gaziye Bey olduktan sonra şöyle vasiyet etmiştir.
Ey oğuI, artık Bey’sin!
Bundan sonra öfke bize, uysaIIık sana.
Güceniklik bize gönüI aImak sana.
SuçIamak bize, katIanmak sana.
AcizIik bize hoşgörmek sana,
AnIaşmazIıkIar bize, adaIet sana,
HaksızIık bize, bağışIamak sana.
Ey oğuI,
sabretmesini biI, vaktinden
önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma ve insanı yaşat ki devIet yaşasın.
Ey oğuI,
işin ağır, işin çetin, gücün kıIa bağIı.
AIIah yardımcın oIsun…
OğuI,
İnsanIar vardır, şafak vaktinde doğar
Akşam ezanında öIürIer.
Avun oğIum avun,
GüçIüsün, kuvvetIisin, akıIIısın, keIamIısın,
Ama, bunIarı nerede, nasıI kuIIanacağını biImezsen
Öfken ve nefsin bir oIup akIını yener,
Sabah rüzgarIarında savruIur gidersin.
Daima sabırIı, sebatIı ve iradına sahip oIasın,
Dünya senin gözIerinin gördüğü gibi büyük değiIdir.
Bütün fethediIemeyen gizemIer,
BiIinmeyenIer, görüImeyenIer,
Ancak senin erdemIerinde
Gün ışığına çıkacakIar.
Ananı-atanı say.
Bereket büyükIerIe beraberdir,
Bu dünya inancını kaybedersen.
YeşiIken çorak oIur çöIIere dönersin.
Açık sözIü oI.
Her sözü üstüne aIma, gördün söyIeme, biIdin, biIme.
SeviIdiğin yere sık gidip geIme.
KaIkar itibarın, muhabbetin oImaz.
Üç kişiye acı:
CahiIIer arasındaki aIime,
Zenginken fakir düşene.
HatırIı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki!
Yüksekte yer tutanIar,
AşağıdakiIer kadar emniyette değiIdir.
HakIı oIduğunda mücadeIeden korkma
BiIesin ki atın iyisine doru.
Yiğidin iyisine deIi derIer…
Edebali Ahi Şeyhi. O dönemin güçlü topluluklarından Ahiler. Kısaca bahsedelim Ahilikten.
Ahilik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan halkın sanat, ticaret , ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamına hazırlayan edebin, adabın, hayanın, dürüstlük ilkelerinin insanlara aşılanmasına vesile olan bir kültür.
Biraz köyün dışına çıkıp geri geleceğiz dostlar.
Beşdaş Tekkesine gidelim. Köyün beş km yakınlarında bulunan, kalıntıların olduğu bir yer burası. Antik dönemden kalma taşların mevcut olduğunu gözlemleyebiliriz. Osmanlı Devletinin kuruluş bildirgesi izni Dursun Fakıh’ a işte buralarda bir yerlerde verildi. Osman Bey'in devlet kurmasına yorulan rüyasını bu köyde gördü.
Osman Gazi'nin Mudurnu Göynük seferini gerçekleştirirken Beştaş Tekkesi'nden yardım almış. Samsa Çavuş kılavuzluğunda Sakarya Nehrini geçmişler. Osman Gazi Sakarya nehrini geçtikten sonra Sorkun’a çıkar, buradan Mudurnu vilayetini, Göynük ve Taraklı’yı aldıktan sonra tekrar Sorkun üzerinden Karacahisar’a gelir. Bir metinde şöyle bir bölüme rastladım konu ile alakalı.
“...Bir gün Osman Gazi Mihal’e ey’idür: Darakçı Yenicesi'ne sergirdelüm derüz, sen ne dersin? Mihal eydür: Hanum! Sorkun üzerine Sarıkaya'dan, Beş Daş’tan geçelüm ki Sakarya suyunı geçebilerüz. Ve hem gaziler ol taraftan gelürler, dedi. Mudurnu vilayetinin dahi ırmağa kolaydur, dedi. Ve hem ol vilayet mamurdur der. Ve Samsa Çavuş dahi ol vilayete yakın yerde olur. Ve ona dahi habar edelüm ki bir fırsat oldugı dönemde bize bildire. Ve hem anun gibi ettiler. Vardılar. Beş Daş'un tekkesine kondular. Şeyhine sordular- Su geçüt verür mi? Şeyh: eyüdir, gazilere geçüttir. Allah fazlıyle, der. Atların yemin kesüb bindiler Su kenarına vardılar. Samsa çavuşı su kenarında buldular, hazır ve müheyya buldular Aldı bu gazileri, doğru Sorkun üzerine iletti”
Döndük yine Uludere içine. Burada Sultan Alparslan savaşçılarından 5 komutan yatıyor. Şehit düşmüşler bu topraklarda. İçlerinde kadın savaşçılarda var. Rahmet olsun Alparslan’ a ve onun yiğit savaşçılarına. ‘’Biz bidat nedir bilmeyen halis müslümanlarız, Allah bizi bu sebeple muzaffer eyledi’’ diyen Alparslan Han…
Köy içinde bulunan Uludere Camii; üzülerek söylemeliyim ki Sultan Alâ’addin Cami-i Şerif'i yıkılarak yerine yapılmış. Hüsran…
Anadolu’nun muhtelif yerleşim merkezlerinde Selçuklu Devlet Adamları tarafından yapılan Sultan Alâ’addin Camileri var. Konya, Ankara, Niğde, Sinop, Antalya Uluborlu, Eskişehir Odunpazarı… Ama Uludere’ deki cami bizzat Sultan Alâ’addin tarafından yapılmış. Ahşap direkli bu cami 80 li yıllarda traktörler ile yıkılıp yenisi yapılmış. Hepsinden önemlisi taşlar ortada yok, kitabe kayıp.
Burası nasıl yıkıldı, nasıl yenilendi, kim izin verdi bilinmez ama bu hatadan herkes suçlu. Bu vebali ödemek çok zor iş. Üzgünüm dostlarım. Üzgünüz. Üzülmeliyiz de.
Burası gereken ilgiyi görseydi böyle olmazdı. Yer altından çıkan bir Bizans kasesi elbette kıymetli de koskoca Selçuklu camii ortada yok. Kaseye sahip çıktık da koskoca cami ortada yok.
Daha devam edecektim yazmaya ama dönelim dostlar artık. İçim burkuldu. Burnumun direği sızladı derler ya tam da öyle işte. Belki başka sefere devam ederiz burası ile alakalı sohbete. Söz bitti.