Rekabetin Gölgesinde Büyüyen Çocuklar

Çocuklar yarışla çok erken tanışıyor. Daha yürümeyi ya da konuşmayın yeni öğrenmiş bir bebek, “Bizimki çok erken konuştu, seninki konuşmuyor mu?” gibi soruların içinde buluyor kendini. Okul öncesi dönemde “Bak, arkadaşın annesinin sözünü nasıl dinliyor, bak oyuncaklarını nasıl topluyor!” gibi kıyaslamalarla büyüyor. İlkokul yıllarında notlarla, sınavlarla, spor müsabakalarıyla, hatta sosyal ilişkilerde bile hep bir yarışın içinde buluyor kendini. Peki ya bu yarışta(!) kazananlar kadar kaybedenler de olduğunu kaç kişi hatırlıyor?

     Kaybeden(!) çocuklar, aslında başarısız oldukları için değil, başarı baskısı altında yetiştirildikleri için üzülüyor. “Daha iyisini yapmalısın” cümlesini defalarca duyan bir çocuk, en iyisi olmadığında eksik olduğunu düşünmeye başlıyor. Oyun oynarken kaybettiğinde ağlayan, bir sınavda beklediği notu alamadığında kendini yetersiz hisseden çocuklar, aslında kazanma baskısının birer ürünü. Oysa başarısızlık, gelişimin en doğal parçasıdır ve çocukların büyüme yolculuğunda önemli bir öğretmendir.

      Çoğu ebeveyn, çocuklarının başarılı olması için onları motive etmeye çalışırken farkında olmadan kaybetmeye karşı tahammülsüz bireyler yetiştiriyor. Çocuk, kazandığında övgüye boğuluyor ama kaybettiğinde nasıl başa çıkacağını bilemiyor. Bir noktadan sonra kazanmanın değil, kaybetmemenin peşine düşüyor. Çünkü biliyor ki kaybedenler, genellikle görünmez oluyor. Bu durum çocuklarda özgüven eksikliğine, aşırı mükemmeliyetçiliğe ve hata yapmaktan korkmaya yol açabiliyor. Oysa gerçek başarı, sadece kazanmaktan değil, mücadele etmekten, çaba göstermekten ve deneyimlerden öğrenmekten geçiyor.

Kaybetmeyi Öğrenmek

   Çocukların kaybetmeyi doğal bir süreç olarak görmesini sağlamak için ailelere basit ama bir o kadar da önemli bazı görevler düşüyor:

      Belki de ailelerin büyük çoğunluğunun farkında olmadan yaptığı önemli hatalardan biri sonucu övmeleridir. Süreci övün, sonucu değil: “Kazandığın için çok gurur duyuyorum” yerine, “Ne kadar çabaladığını gördüm, bu harikaydı” demek, çocuğun başarıyı kazanmakla değil, emek vermekle ilişkilendirmesini sağlar. Yaptığı bir resmi size gösterdiğinde: “inanmıyorum, bu hayatımda gördüğüm en güzel resim, aferin ne güzel çizmişsin” demek yerine, “bu resimde mor, sarı, kırmızı ve yeşil renklerini kullanmışsın. Burada ne oluyor? Ne kadar da özenli bir resim olmuş böyle.” Gibi geribildirimler vermeyi deneyin. Ek olarak “ bu resim hakkında sen ne düşünüyorsun?” gibi sorular da yöneltebilirsiniz. Bu tarz sorular çocuğunuzun kendi sürecini değerlendirmesine ve öz yeterlilik ve öz düzenleme becerilerini geliştirmesine yardımcı olur. Ayrıca, çocukların kendi çalışmalarını değerlendirme becerisi kazanmaları, eleştirel düşünme ve içsel motivasyon geliştirmeleri açısından önemlidir. Sürece odaklanan geri bildirimler ve yönlendirici sorular; çocuğun sadece dışarıdan gelen övgüye bağlı kalmasını önleyerek kendini ve yaptığı işi daha bilinçli bir şekilde değerlendirmesini sağlar.

      Lütfen, çocuğunuzun duygularını küçümsemeyin. Bir oyunu kaybettiğinde üzülmesi oldukça doğaldır. “Bu sadece bir oyun, hemen de ağlıyorsun, ağlarsan bir daha seninle oyun oynamayacağım” demek yerine, “Üzgün olduğunu görüyorum, bu oyun senin için gerçekten önemliydi. Kazanmayı çok istediğini biliyorum, kaybettiğin için üzülüyorsun” diyerek duygularını anlamasına yardımcı olabilirsiniz. Ek olarak, “Biliyor musun eskiden ben de kaybettiğim zaman çok üzülürdüm ve devam etmek istemezdim ama sonra fark ettim ki ben kazanmayı değil oynamayı seviyormuşum.” gibi anlaşıldığını hissettiren ve empati kurmasını sağlayacak cümleler kullanabilirsiniz ya da “Kaybettiğin için üzgünüm ama tekrar oynadığımızda şunu yapmayı denemelisin” gibi pes etmesine izin vermeden rol model de olarak denemeye devam etmesi için gerekli motivasyonu ve yönlendirmeyi yapmayı deneyin. Bu gibi cümleler, onun da başarısızlığa karşı bakış açısını değiştirecektir.

    Çocuklarımıza kazanmaktan çok, deneyimlerden keyif almayı öğrettiğimizde, onların gerçekten güçlü bireyler olarak büyümelerine yardımcı olabiliriz. Unutmayalım, hayat tek bir yarıştan ibaret değil. Ve bazen kaybetmek, en büyük kazanım olabilir. J

{ "vars": { "account": "UA-99020016-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }